‘Bir zamanlar bir kız çocuğuydum ama artık değilim’

Bir kitabı okumaya karar vermeden önce ilk cümlesine bakanlardanım. Misal; yazımını seversiniz ya da sevmezsiniz bilmem ama Orhan Pamuk’un ‘Yeni Hayat’ının ilk cümlesi okuyucu için unutulmazdır: “Bir kitap okudum hayatım değişti.” ‘Neden?’ diye sorarsınız ve bir anda kendinizi Osman’ın, Canan isimli kızın elinde gördüğü kitabı okumasıyla birlikte değişen hayatına bir nevi ortak olursunuz.

İrlandalı yazar Edna O ‘Brien’ın yazdığı, İngiltere’de bundan 4 yıl önce basılan ‘Kız’ (Girl) isimli romanı da okumaya bu nedenle başladım. Can Yayınları etiketiyle çıkan kitap şöyle başlıyordu: “Bir zamanlar bir kız çocuğuydum ama artık değilim. Kokuyorum. Kanlar kurudu ve her tarafım kabuk bağladı, eşarbım lime lime. İçim, bir bataklık. Arkadaşlarımla birlikte okulda kaçırıldığımız o korkunç ilk gece gördüğüm bu ormandan son sürat geçirildim. Yatakhanemizde aniden pat pat silah sesleri ve yüzleri örtülü, parlak gözlü adamlar, şehirde ayaklanma çıktığı için bizi korumaya gelen askerler olduklarını söylediler. Korkuyoruz ama onlara inanıyoruz. Kızlar sendeleyerek yataklarından çıkıyor, sıcak ve yapış yapış bir gece olduğundan verandada uyuyan kimileri de içeri giriyor. Allahu ekber, Allahu ekber seslerini duyduğumuz anda anladık. Güvenlikten geçmek için askerlerimizin üniformalarını çalmışlardı. Bizi soru yağmuruna tuttular…. Elleri boş dönemezlerdi, kumandanları öfkeden küplere binerdi. Sonra yaygaranın arasında içlerinden biri sırıtarak ‘Kızlar işe yarar’ dedi….”

RÜYALAR KABUSLARA KARIŞIYOR

Edna O’Brien, bu kitapla 2014 yılında Nijerya’da terör örgütü Boko Haram tarafından kaçırılan 276 kız öğrencinin yaşadıklarını anlatıyor. (Hafızası iyi olanlar bu olayı, Bukky Shonibare’nin başlattığı ve sosyal medyada hızla yayılan ‘Kızlarımızı Geri Getirin’ kampanyasıyla hatırlayacaktır.) O’Brien, roman kahramanı Maryam’ın özelinde kızların hikâyelerini öğrenmek için kapsamlı saha araştırmaları ve röportajlar yapmış; öğrendiklerini hayal ürünü bir kızda dile getirmiş. Böylece Maryam’ın kaçırılışından, tutsaklığına ve tekrarlanan cinsel istismarlara, zorla evlendirilmesine, kızının doğumuna, (bir bombalı saldırıda) kaçmasına, geri dönmesine, sonra da zor duruma düşmesine kadar olan hikâyesini okuyoruz. Bu kitapta gerçek, hem rüyalara hem de kabuslara karışıyor desek yanlış olmaz. Bir gece vakti kaçırılan, bilmedikleri bir yere götürülürken bir şekilde ailelerine haber vermek isteyen kız çocuklarının yaşadıkları okuduğunuz… Canlarından korkan, her an öldürüleceklerini düşünürken çoğu cinsel istismara uğrayan kızlar bunlar.

Kız, Edna O’Brien, Çevirmen: Seda Çıngar Mellor, 200 syf., Can Yayınları, 2023.

Kitap, okuması hayli yoğun ve duygusal anlamda yorucu bir okuma çünkü Maryam’ın yaşadıklarıyla empati yapmaya başlarsan ey okuyucu geçmiş olsun, yolun yol değil! Çünkü hapsedilme, korku ve açlığın acımasız hikâyesinde insani suçlar kol geziyor. Maryam uğradığı cinsel istismardan yine örgütten, sevmeyerek evlendirildiği Mahmud sayesinde bir nebze olsun kurtuluyor. Ancak yazarın akıllıca hamlesiyle Mahmud bir saldırıda yaralandığında, toplum içindeki konumu azalıyor; tıpkı Meryem’in umduğu erkek yerine bir kız çocuğu dünyaya getirmesi gibi… Ama olaylar bitmek bilmiyor, geldi mi üst üste gelir misali kahramanımız Kuzeydoğu Nijerya’nın ormanında arkadaşı ve kızıyla birlikte kaçmaya çalışıyor. Kitabın sonuna kadar bin bir iç burkan, yürek sıkıştırıcı olay okuyucuyu bekliyor.

J.M. Coetze kitapla ilgili kitabın arkasında da yer alan değerlendirme yazısında, “O’Brien, Nijeryalı cihatçılar tarafından kaçırılıp korkunç tacizlere maruz kaldıktan sonra oradan kurtulmayı başaran ve inatçı bir ısrarla parçalanmış hayatını yeniden kurmaya başlayan genç bir kadının iç dünyasını anlatıyor. Cesur bir ruh hakkında yazılmış cesur bir kitap” ifadelerini kullanıyor. Bu arada kitabın Utku Lomlu tarafından yapılan kapağı fazlasıyla dikkat çekici. Bunu yurt dışındaki baskısını görünce daha da iyi anlıyorsunuz.

EDNA O’BRIEN KİMDİR?

Ben tanısam da tanımasam da kitapların yazarlarını da merak eden, onların kimlikleri ve hayatlarını da anlamaya çalışan biri olarak hemen Edna O’Brien’ı araştırıyorum. 1930 doğumlu yani 93 yaşında. O yaşta olmasına da şaşırıyorum çünkü daha genç olduğunu düşünüyorum. Yapıtlarında çoğunlukla kadınların duygu dünyalarını ele alan yazar, aslında eczacı. Ailesinin karşı çıkmasına rağmen Çek/İrlandalı yazar Ernest Gebler’la 1954 senesinde evlenip, Londra’ya taşınıyor; iki oğulları olan çiftin ayrılıklarının ardından Gebler 1998’de ölüyor. James Joyce’un ‘Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi’ eserini okuyunca yazar olmak istediğini fark ediyor.

30 yaşında ‘The Country Girls Trilogy’ isimli üçlemesinin ilk kitabı ‘The Conutry Girls’ basılıyor. Hemen ardından ‘The Lonely Girl’ (1962) ve ‘Girls in Their Married Bliss’ (1964) kitapları geliyor. Bu kitaplar, basılmalarından kısa süre sonra, karakterlerin seks yaşamlarının açıkça tasvir etmesi nedeniyle İrlanda’da yasaklanıyor, Katolik Kilisesi’yle karşı karşıya geliyor. Yazar yılmıyor, 1970’te baskılarla geçen çocukluğunu ‘A Pagan Place’ isimli kitabında anlatıyor. Anne-babası edebiyatla ilgilenmesine şiddetle karşı çıksa da, o bildiğinden şaşmıyor. 1981 yılında Virginia Woolf hakkında ‘Virgiana’ isimli bir oyun yazıyor. Oyun, Kanada ve Londra’da sergileniyor. 1962’de aldığı Kingsley Amis Ödülü ile 1990’da ‘Lantern Slides’ eseri için aldığı Los Angeles Times Book Prize’ın da aralarında olduğu sayısız ödül alıyor. O’Brien 2006’da University College Dublin’de İngiliz Edebiyatı bölümünde yardımcı profesör oluyor.

‘CESUR BİR YAZAR OLDUĞUNU KANITLADI’

The New York Times’tan Frencine Prose, kitapla ilgili değerlendirme yazısında onun İngiliz edebiyatındaki yerini öve öve bitiremiyor: “Edna O’Brien, uzun kariyeri boyunca son derece cesur bir yazar olduğunu kanıtladı, gerçeği söylemeye kararlı, hafızası, hayal gücü ve dilin gücüne ve güzelliğine olan inancı dışında hiçbir şeye sadık kalmadı. Romanlarında, kısa öykülerinde ve oyunlarında, başından beri bir tür tesadüfi provokatör oldu…”

Yazarın özelinden kitaba geri dönmek gerekirse, ‘Kız’ Nijeryalı cihatçılar tarafından kaçırılan Maryam’ın trajik hikâyesini anlatırken, okuyucu fazlasıyla geriliyor. Özellikle de okur kadınsa…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir