Oktay Saral’dan Kanye West Konserine Sert Tepki

Oktay Saral'dan Kanye West Konserine Sert Tepki

3 Haziran 2026 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen ve 118 bin kişinin katılımıyla gerçekleşen Kanye West konseri, dikkatleri hem müzik dünyasına hem de siyaset sahnesine çekti. Konser, Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda tartışmalara yol açtı. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, etkinliği sadece bir eğlence aktivitesi olarak değerlendirmediğini belirtti.

Saral, konserde sergilenen bazı söylem ve sembollerin Türkiye’nin inanç ve kültürel değerleriyle örtüşmediğini ifade ederek, etkinliğin gençler üzerindeki etkisinin dikkatlice analiz edilmesi gerektiğini vurguladı. Konserdeki bazı ifadelerin binlerce kişi tarafından tekrar edilmesini eleştiren Saral, bunun kültürel ve toplumsal açıdan önemli bir tartışma başlığı oluşturduğunu savundu.

‘KÜLTÜREL ETKİLER ÜZERİNDE DİKKATLİ OLUNMALI’
Oktay Saral, tasarımcı Michèle Lamy’nin de adını anarak, bu organizasyonun yalnızca müzik açısından ele alınmaması gerektiği uyarısında bulundu. Konser çevresinde yer alan bazı isimler ve semboller üzerinden kültürel etkiler konusunda dikkatli olunması gerektiğini dile getiren Saral, muhafazakâr kesimlerin bu duruma yeterince tepki göstermediğini öne sürdü. Özellikle gençlerin küresel kültür endüstrisinin etkisine karşı daha bilinçli olmaları gerektiğini ifade etti.

Saral, toplumun farklı kesimlerinin bu tür organizasyonları daha yakından değerlendirmesi gerektiğini belirtti. Kendisi, “İstanbul’da gerçekleştirilen Kanye West konseri, sıradan bir müzik organizasyonu olarak kabul edilemez. 118 bin genç, inancımıza ve medeniyet değerlerimize aykırı söylem ve sembollerin sergilendiği bir gösterinin parçası olmuştur. ‘I am a God’ sözlerinin on binlerce kişi tarafından coşkuyla tekrar edilmesi, üzerinde durulması gereken ciddi bir durumdur. Üstelik, okültizm ve karanlık sembollerle anılan Michèle Lamy’nin de bu organizasyonun etrafında yer alması, meselenin sadece müzik ve eğlence olmadığını göstermektedir. Daha da düşündürücü olan, muhafazakâr kesimin de bu kültürel kuşatmanın bir parçası haline gelmesidir. Sahne ışıkları altında gençliğimize dayatılan bu yabancılaşmaya kimsenin itiraz etmemesi büyük bir endişe kaynağıdır. Kültür ve Turizm Bakanlığımızı, milletimizin manevi ve kültürel hassasiyetlerini ilgilendiren bu tür organizasyonlarda çok daha dikkatli olmaya davet ediyoruz. Bu milletin evlatları, küresel kültür endüstrisinin yönlendirmelerine değil, kendi medeniyet değerlerine sahip çıkmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Author: Ahmet Şahin